TAŞLAR HAKKINDA
Akik- AGATE
Akik,kalsedon kuvarsının bir türü olan yarı saydam mineral. Ana bileşeni SiO2dir. içerdiği diğer bileşenlere ve oluşum koşullarına bağlı olarak çok farklı renk ve dokularda olabilir.Mohs ölçeğine göre sertlik derecesi 7'dir.

Tarih boyunca;yüzük taşı,mühür,düğme,süs eşyaları vb.yapımında yaygın olarak kullanılmıştır.En bilinen ve bulunan rengi ateş kırmızısıdır.Doğada daha az bulunmakla birlikte siyah,beyaz,mavi,yeşil,sarı,turuncu ve kahverengi olanlarıda vardır. Diğer minerallerden etkilenerek yosunlu bir görünüm aldığında agat (yosunlu akik) adını alır. Bu lekeler çizgi, dalga ve hare halini de alabilir. Siyah ve beyaz renk aldığında Oniks adını alır.

Bedenin gerginlik olan kısımlarına sıcak hissi verir ve gerginliği azaltır. Ağrıları gidermek için kullanılabilir. Cilt hastalıklarına karşı etkilidir.Damarları kuvvetlendirir. Güçlü ve erkeksi bir enerjiye sahip olan akik, cinsel organlar ve cinsel güç için faydalıdır.

Hamilelikte hem anne hem bebeğin sağlığı için faydalıdır ve bu süreç içerisinde kullanılması özellikle önerilir. kemik ve diş yapısının korunmasında faydalıdır.
Mavi renkli olan diğer taşlar gibi, mavi tonlarında olan akiklerde akiğin diğer türlerinden farklı olarak boğaz çakrasında etkilidir ve boğaz ile ilgili sorunlarda kullanılabilir.

Canlılık veren enerjisiyle kendinizi,kendinizi sıkıntılı ve kötü hissettiğiniz anlarda olayların iyi yönünü de görmenizi sağlar.İnsanların olumsuzluklarından kolayca etkileniyorsanız akik size iyi gelecektir.

Mavi renkli olan akikler nazara karşı etkilidir. Ayrıca; sadece rengiyle bile kişinin içini ferahlatan mavi akik, konuşma güçlüğü çekenler için faydalıdır.

Yosun akik, insanın içini koşulsuz sevgi ile doldurur ve kişinin ruhsal gelişimine yardımcı olur,

Canlılık veren enerjisiyle, kendinizi sıkıntılı ve kötü hissetiğiniz anlarda olayların iyi yönünü de görmenizi sağlar. İnsanların olumsuzluklarından kolayca etkileniyorsanız akik size iyi gelecektir. Kendisini taşıyan kişiye güç, keyif ve iyimserlik hissi verir. Ceplerinde bu taşı taşıyan çocukları olumsuz duygulardan ve münakaşalardan uzak tutar.

Dünyevi başarıyı simgeleyen akik, negatif enerjiye karşı koruma sağlar ve tükenmiş olan cesareti canlandırır. İşadamlarının bu taşı, özellikle belin altında (cepte veya yüzük olarak olabilir) taşımları faydalı olacaktır. Özellikle yüzük olarak kullanıldığında, kişinin kendisine güvenini artırır.

Kırmızımsı turuncu renkteki akikler (Carnelian) fiziksel canlılığı artırarak tembelliği giderir. Yaşanılan ana yoğunlaşma isteyini güçlendirir.

Mavi dantelli akik taşı; sosyal ortamlarda gereksinim duyulan serin kanlılık ve özgüven duygularını güçlendirir. Konuya yoğunlaşmaya ve konuşmaya yardımcı olur. Sinir bozukluklarını yatıştırır ve topluluk önünde yapılacak konuşmalarda duyulan heycanı giderir.


Akuamarin - AQUAMARINE

Kıymetli taşlardan olup şeffaf ve silikatlı bir türüdür. Hegzagonal sisteminde kristalleşir ve sertliği 7,5-8 arasındadır. Açık mavi yada mavimsi yeşil renktedir ve emeralda çok benzer.

Genellikle biril'in bulunduğu koşullarda oluşur ve en güzelleri çoğunlukla Rusaya'da bulunur. Brezilya'da bulunan sarı beril, bazen akuamarin krisolit olarak adlandırılır. Tipik akuamarinin mavimsi tonunu veren korundum mevcutsa oryantal akuamarin adıyla anılır.

Akuamarin ABD'de Orta Colorado'daki Sawatch dağ silsilesinin Mt. Antero tepelerinde bulunur. Brezilya'da, Minas Gerais, Espirito, Santo ve Bahia eyaletlerinde akuamarin madenleri vardır.

Bugüne dek en büyük akuamarin, 1910 yılında Brezilya'nın Minas Gerais bölgesindeki Marambaia'dan çıkartılmıştır. Ağırlığı 110 kg'dan fazla olup (520.000 karat) 48,5 cm uzunluğunda ve 42 cm çapındadır.

Denizciler uğurlu olduğuna inanırlar ve eskiden kaptan olmayı hak eden denizcilere, akuamarin hediye edilirmiş.

Gök zümrüt de denilen akuamarin, soluk mavi-yeşil renkli bir taş olmasından dolayı, sakin taş olarak da bilinir. Her ne kadar "sakin taş"  denilse de "cesaret taşı" olarak adlandırılır ve onu taşıyana yada takana özellikle ölüm karşısında cesaret verdiği söylenir.

Bu taşı renginden dolayı kahinler tarafından geleceği görmek için de kullanıldığından kahin taşı olarak da anılır. Akıl almaz renklerde bulunabilen akuamarin, mücevheratta kullanılır. Ona muhteşem mavi rengi verebilmek için dört yüz derece ısıtmak gerekir.

Akuamarinin sinirleri yatıştırıcı özelliğinin yanısıra düşüncenin berraklaşması ve yaratıcı gücün ortaya çıkmasında da büyük rolü vardır. Böbrek, karaciğer, dalak ve tiroit bezlerini kuvvetlendirir, vücudu temizler. Bereket ve uğur taşıdır.

Cesaretinizin kırıldığı, emeklerinizin boşa gittiğini hissettiğiniz anlarda, akuamarin sizi yüreklendirir ve güveninizi tazeler. Beden ve zihin ilişkisini güçlendirerek, sezgileri kuvvetlendirir. Kendisini taşıyan kişileri negatif enerjiye karşı korur.

İkizler, Kova ve Balık burçlarının taşıdır. 


Ametist


Mor renkli bir kuvars türüdür. Genellikle mücevher olarak kullanılır. Renksiz, şeffaf kayaç kristali, kuvarsın en saf halidir.

Ametist adını Yunanca a, "değil" (olumsuzluk eki) ve methuskein, "sarhoş etmek" kelimelerinden aldığı söylenir. Bunun nedeni eski zamanlarda yaygın olan  taşın sahibini sarhoşluktan koruduğuna dair inançtır. Ametistten yapılmış bir kase veya kupadan şarap içmenin kişiyi sarhoş etmeyeceğine inanılıyordu. Yine de taşın isminin, taş için Doğu'da kullanılan bir ismin dejenere olmasından türemiş olabileceği de düşünülmektedir.

Isıya maruz kaldığında, ametistin rengi sarıya döner. Genel olarak sarı kuvars cevherlerinin ( sitrin, dumanlı kuvars ve diğerleri) genel olarak yanmış ametist olduğu söylenmektedir. Kayacın yeryüzüne çıkmış uzantılarında, ametist damarlarının renklerini kaybetmeleri muhtemeldir. Ametistin sertliği 7'dir.

Popüler bir değerli taş olan ametistin çeşitli renklerine farklı tanımlar verilmiştir. Örneğin, "Rose de France" genellikle açık pembemsi lavanta veya leylak gölgeye sahiptir. En değerli rengi ise kırmızı parıltılara sahip koyu menekşe rengi olanıdır; bu renkteki ametist "sibiryalı" olarak adlandırıır. İsminden de anlaşılacağı gibi bu renkteki ametist genellikle Sibirya'dan çıkarılsa da, Sibirya dışında Uruguay ve Zambiya başta olmak üzere başka bölgelerden de çıkarılmaktadır. Ametist ABD'de birçok yerde bulunsa da bunlar mücevherlerde kullanabilecek kadar güzel ve değerli değildir. Ametist Brezilya, Uruguay, Bolivya, Arjantin, Zambiya, Namibya ve diğer Afrika ülkelerinde çıkarılır. "En kaliteli kristalli ametistler genellikle Hindistan, Brezilya ve Uruguay'daki volkanik kayaçların içindeki gaz boşluklarında (jeodlarda) oluşur.

Ayrıca Türkiye'de Balıkesir-Dursunbey ilçesinde, Erzincan ve Ordu'da da ametist yatakları olduğu bilinmektedir.

Eski zamanlarda en değerli taşlardan (elmas, safir, yakut ve zümrüt) sayılan ametist daha sonraları bu değerini ve önemini yitirmiştir. Bunun en büyük nedeni, Brezilya gibi, bazı bölgelerde büyük yatakların keşfedilmesidir.

Ametist taşı birçok farklı kültür ve bölgede kraliyet aileleri tarafından sevilmiştir. Mısır kraliyet hanedanları tarafından sevilen ametist, Mısır'da genel olarak oymalarda kullanılırdı. Leonardo Da Vinci ametistin şeytani, günahkar düşünceleri dağıttığı ve zekayı canlandırdığını yazmıştır. Bu büyük ihtimalle o zamanlarda var olan yaygın bir kanıydı.

Ayrıca, eski zamanlarda ametist dindarlığın ve bekaretin sembolü olarak görülürdü. Bu nedenle Orta Çağ boyunca Katolik Kilisesi ve diğer dini grup ve kiliselerde, özellikle oymalarda fazlasıyla kullanılmış ve değer verilmiştir. Yine aynı nedenlerle taş piskoposlar için özel bir önem arz etmiştir. Bugün hala birçok piskopos ve diğer bazı din görevlileri ametist taşlı yüzükler takar. Ayrıca, Tibet'te ametist taşı kutsal sayılır.

Ametist Şubat ayının doğum taşıdır. Ayrıca Balık, Koç, Kova ve Yay burçlarıyla bağdaştırılmıştır.


Aventurine

Genel olarak yeşil tonlarda bulunur ve bu nedenle aventurin denildiğinde akla ilk olarak yeşil aventurin gelir. Ancak mavi ve turuncu tonlarında da bulunabilmektedir.

Aventurin bir kuvarstır ve rengine bağlı olmaksızın tüm renkleri için kimyasal formülü SiO2'dir.

Metalik parıltılar saçan ve tanecikli bir yapıya sahip, açık yeşil bir Kuvars türü olan aventurine aynı zamanda Yıldız Taşı da denmektedir. Kalbin yakınına yerleştirildiğinde, kalbi diğer insanların olumsuzluklarından koruyacak bir enerji yayar. Bu taşın Yeşim taşı ve Pembe Kuvars arasında bir yumuşaklığı vardır.

Fazla hassaslaşmadan yumuşak ve açık yürekli olmanızı sağlar. Kalbini kapattıktan sonra şimdi yeniden açmaya hazırlanan kimseler için yatıştırıcı bir etki yapar. Bu pürüzsüz taşı göğsünüzün üzerinde doğrudan cildinize temas ettirmek en iyi yoldur. Şayet taş sivri ise, ozaman sivri ucu yukarıya getirmek gerekir.

Bu taş sınırsız imkanlar taşıdır, size geniş ufuklar açar. Hayal kuranların taşı olarak da tanınır. Kendinizi sınırlanmış, engellenmiş, dar düşünce kalıpları yada modası geçmiş davranışlar içine sıkışmış hissetiğinizde bu taşı kullanabilirsiniz.Özellikle kendi bildiğini okuyan genç insanlar için çok uygundur.

Kendinizi mutlu etmek için kullanabileceğiniz bir taştır. Yaşlılıkla savaşmakta etkilidir.

Aventurine neşe saçıcı bir taştır ve kullanımı ile hem kullanan kişiye hem de onun çevresine neşe duyguları getirir.

Şans taşı olarak kabul edilir. Zihinsel karmaşayı ve sitresi azaltır. Neşe taşı da denir. Sakinlik ve yaşama sevinci sunar. Fiziksel gücü ve canlılığı artırır.

Özellikle kalp sağlığı için olumlu etkileri olan bir taştır. Strese karşı kullanılabilir.

Fiziksel gücü ve canlılığı artırır. Özellikle kalp sağlığı için olumlu etkileri olan bir taştır. Strese karşı kullanılabilir. Duygusal bakımdan dengeleyicidir ve depresyona karşı etkilidir.

İkizler, Aslan, Başak ve Terazi burçlarının taşıdır.


Aytaşı


Hindistan'da kutsal kutsal sayılan ve uğur taşı olarak kullanılan aytaşı'nın sevgilileri daha tutkun kıldığını, buyüzden de eskiden beri düğün günü damat tarafından geline armağan olarak aytaşı verildiğini söyleyenlerin sayısı hiç de az değildir.

Bazı yerlerde Toprak Ana Taşı da denen aytaşının, özellikle kadınlarda kısırlığa ve doğum sancılarına iyi geldiğine inanılmıştır.

Başka bir inanışa göre, tehlikelerle dolu yolculuklara çıkacak insanları koruyacağı düşünüldüğünden, aytaşına gezginci taşı da denilmiştir. Çok eski zamanlarda, bu taşın, yolcuların yolunu açık ettiğine inanılmıştır. Bir zamanlar, aytaşının, parlaklığını Ay'dan aldığına inanılır, Ay ile aytaşı arasında yakın bağlantılar kurulur, bu taşın uykuda bastıran karabasanları, gecenin karanlığında ortaya çıkan cinleri kovduğu söylenirdi.  

Aytaşına yöneltilen belki de en ilginç yaklaşımlardan biri de aytaşı nazarlık takanların "üne erişecekleri"  ve "görünmez olacakları"ydı.

Yarı şeffaf, grimsi ya da süt beyaz renklerde olabilen Aytaşı, ışık kaynağına karşı tutulduğunda mavibeyaz pırıltılar yaydığı ve beyaz damarlı dış yüzeyinden dolayı bu ismi almıştır. Adularya ve Feldispat bu taşın diğer adlarıdır. Hindistan'da kutsal bir taş olarak kabul edilen Aytaşı, Srilanka ve çeşitli arap ülkelerinde aile taşı olarak kabul edilir.

Kadınlar tarafından kısırlığa iyi geldiği, üreme organlarının sorunlarını çözmesi ve kolay doğum yapmaya yaradığı için taşınır. Brezilya, Madagaskar, ABD, Srilanka ve Türkiye'de bulunur.

Sakral çakranın taşı olan Aytaşı, özellikle kadınlarda hipofizi etkileyerek hormon dengesini düzenler.

Doğurganlığı artırır ve adet dönemi rahatsızlıkları için etkilidir. Bu taş tüm hormon bezlerinde etkilidir. Doğum yapan kadınların tenlerine değecek şekilde bu taşı kullanmaları süt bezlerini çalıştırarak süt üretiminin artmasını sağlar.

Diğer bir adı da meditasyon taşıdır. Hipofiz bezini uyarır. Dolayısıyla hipofiz ön lob ve arka lobdan salgılanan hormonlar üzerinde etkisi vardır. Eskiden kadınların iç çamaşırlarına çabuk döl tutmaları inancıyla küçük aytaşları dikilirmiş. Ancak her dolunayda bu taşın mutlaka dışarıda bırakılıp yeniden şarz olması sağlanmalıdır. Etkisini gösterebilmesi için ez az üzerinde 1-2 gr. ağırlığında bir aytaşı taşımanız gerekir.

Duru görü ve sezgi hassalarını geliştirmek için kullanılır.

Kadınların aylık dönemlerinin düznli olmasını sağlar.

Kramplara, bacak ağrılarına ve sırt ağrılarına iyi gelir. Oburluğa karşı etkilidir. Yıldızı düşük olanların taşıdır. Nazara karşı etkilidir. Sevgililerin daha ihtiraslı olmasını sağlar. Sezgileri ve iletişimi kuvvetlendirir.

Kadınların aylık periyotlarının düzenli olmasını sağlar. Özellikle cinsel organların korunmasında etkisi vardır. Kramplara, bacak ağrılarına ve sırt ağrılarına iyi gelir. Oburluğa karşı etkilidir.

Aşırı tepki verdiğiniz ve endişeli olduğunuz durumlarda aytaşı sizi dengeler ve diğer insanların hislerine karşı duyarlı olmanızı sağlar. Aytaşı, kişinin duygusal gerilimden kurtulmasına ve duygularını kabullenmesine yardımcı olur.

Duygusal dengeyi saylar ve egoya karşı iyi gelir. İnsanlarla aranızdaki şefkat ve sempati duygularını karşılıklı olarak artırır ve kendisini taşıyan kişiye sempati kazandırır.

Rüyaların daha net hatırlanmasını sağlar.

Sevgililerin daha ihtiraslı olmasını sağlar.

Sezgileri ve iletişimi kuvvetlendirir.

Yıldızı düşük olanların taşıdır. Nazara karşı etkilidir.

Yengeç ve Balık burçlarının taşıdır.


Azurit

Çoğunlukla malahitle birlikte bakır yataklarında bulunur. Farklı yapılardan oluşabilir. Bazik bir kabır karbonat olup malahit kadar fazla bulunmaz. Kendine has lacivert renginden dolayı bu anlama gelen azurit adı verilmiştir.

Uzun süreli araba yada  bilgisayar kullanımı nedeniyle ortaya çıkan göz yorulmalarına karşı faydalıdır. Sırt üstü yatarak gözlerinizin üzerine iki azurit taşı yerleştirin. Yarım saat içerisinde etkisini gösterecektir.

Yine iki azurit taşıyla, adet dönemi sancılarınızı ya da yumurtalık sancılarını azaltabilirsiniz. Bunun için, taşları yumurtalıklarınızın üzerine yerleştirin.

Duyguların ve düşüncelerin berraklaşmasını sağlar. Kişinin, iç dünyasını hissedip, onu dışa vurma yeteneğini artırır. Derin konular üzerine konuşma yeteneğini ve bu konudaki arzuyu artırır.

Azurit, düşüncelerin berraklaşmasını sağlar. İçe yönelik derin enerjisiyle, geçmişi değerlendirmenize ve bilinçaltını yeniden programlamanıza yardım eder.

Kişinin duygularını kabullenmesini ve konuşkan olmasını sağlar. İçe yönelik derin enerjisi ile, geçmişi değerlendirmenize ve bilinçaltınızı yeniden programlamanıza yardım eder.

Kişinin duygularını kabullenmesini ve konuşkan olmasını sağlar. Kolya, kolye ucu yada küpe olarak kullanılması durumunda, kişinin ruhsal olarak uyanık kalmasını sağlar.

Malahit ile birlikte kullanıldığında, içe gömülen duyguların ortaya çıkmasına sebep olur ve kişinin hissettiklerini açıklamasına yardım eder.

Kova ve Boğa burçlarının taşı olarak bilinir.


Elmas

Elmas, bilinen en sert maddelerden biridir ve değerli bir taştır. Karbon elementinin bir modifikasyonu grafit, diğeri ise elmastır. Elmasın saf karbon olduğu ilk olarak Fıransız kimyacı Lavoisier tarafından keşfedilmiştir. Lavoisier, elması yakmış ve yanma gazının sadece karbondioksit olduğunu görünce elmasın karbon olduğu hükmüne vermıştır. Elmas 3547 derecede erir.

Diamant olarak da adlandırılır. C4/4 şeklinde ifade edilir ve geometrik yapısı tetraeder kristaldir. Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış saf karbondur. Mücevher olarak kullanılan, saydam ve değerli bir taştır. Dünyanın en sert maddesidir. Katışıksız karbon olduğundan, yakılması durumunda geride iz bırakmaz. Mineralolijide kullanılan mohs sertlik göstergesinde en yüksek rakamla (10) gösterilir. Bu, diğer bütün mineralleri çizebildiği anlamına gelmektedir.

Elmas, kıymetli taşlar arasında en uzun geçmişe sahip olanlardandır. Dünyadaki en sert mineral olmasının yanısıra çıkarılması en güç taş olması, benzersiz parlaklığı ve parlayan ateşi, elması tüm değerli taşların en kıymetlisi yapar. İngilizce'de de "diamond" ifadesi, Yunanca'da da "hükmedilemez, gerçek hakim" gibi manalara gelen "adamao" sözcüğünden türetilmiştir.

Güney Amerika'da elmas elde edilmesine 18. Yüzyılın ortalarında başlanmıştır. Elmas gerek değerli taş olarak, gerekse endüstride kullanılışında topraktan çıkarıldığı gibi kullanılmaz. Topraktan çıkarılan her taş temizlenir, parçalara ayrılır ve parlatılır. Elmas çok sert olduğu için, kesimi işinde gene elmas kullanılır. Elmas kesicilerin kullandığı alet, kesici ağzı elmas tozundan yapılmış bir testeredir. Bugün elmas üretiminin %80'i endüstride kullanılmaktadır. Hakiki elmas güneş ışığı altında açık mavi bir renk alır. Endüstride kullanılan elmas ise kahverengimsi yada kurşunidir.

Dünyada 100 kırattan büyük elmaslar sayılıdır. Bunlardan Cullinan ve Kuh-i Nur, yani Nur Dağı Elması, İngiltere Kraliyet ailesinin mücevherleri arasındadır. Değer ve büyüklük sırasında üçüncü gelen elmaslar, Haydarabat Nizamı'nın hazinesindeydi.

Saf, renksiz elmas en bilinen türüdür; fakat içeriğinde mevcut olabilen farklı maddeler nedeniyle sarı ve kahverengiden yeşile, maviden pembe ve kırmızıya, çeşitli gri tonlardan siyaha kadar çok farklı elmas çeşitleri mevcuttur. Elmasların önemli bir kısmı, dünyanın magmaya yakın derinliklerinde 3 milyar yıl önce oluşmuştur.

Değerli taşların en seçkinlerinden biri olan elmas, bütün cisimlerin en serti ve dayanıklı olmasıyla tanınmıştır.

Elmas toprağın derin kesimlerinde, "elmas tünelleri" içinde bulunur. Bunların derinlikleri çok farklıdır. Dolayısıyla, elmasın bulunması ve çıkarılması hayli güçtür. Bugün dünyada elde edilen elmasın %95'i Afrika'nın Belçika Kango'su, Gana, Angola, Tanganika, Sierra Leone gibi bölgelrinde çıkarılmaktadır. Hindistan ve Güney Amerika daha sonra gelir. Tarihin çok eski çağlarından beri Hindistan'da elmas madenlerinin işletilmiş olduğu bilinmektedir. Hindistan'da her yıl elde edilen elmas 2000 ile 4000 kırat arasında değişmektedir. Çoğu elmas en az 900 milyon yıllıktır. Çok yüksek basınç (70000 kg/cm3) ve sıcaklıklarda (2000 derece) kristalleşen karbon atomlarından oluşur. Böyle bir ortam, yaklaşık 150-200 km derinliklerde bulunur ve bu şekilde oluşmuş maddeler ancak volkanik patmalarla yeryüzüne itilirler. İçerisinde elmas bulunan volkanik maddelere kimberlit ve lamproit adı verilir. Bu maddeler, yanardağlardan püsküren lavların soğuyup katılaşmış halidir. 1 karat ağırlığında traşlanmış bir pırlanta elde edilebilecek ham elmas kütlesinin çıkarılması için ortalama 250 ton toprak kazılması gerekir.

Elmas, beyin fonksiyonlarını ve kişilikteki blokajı ortadan kaldırıcı özelliklere sahiptir ve aynı zamanda temel bir tedavi edici niteliktedir.

Bedeni temizleyerek negatif kuvvetleri yok etmesinin yanısıra zihin/ruh/beden üçlüsünü birleştirci ve bütünleştirici gücü de bulunur. Bolluk, saflık, masumluk ve sadakat simgesidir.

Aslan burcunun taşı olarak bilinir.


Hematit

Hematit, kantaşı olarak da bilinir; demir (III) oksit yapısında ağır ve görece sert oksit mineralidir. Yüksek oranda (%70) demir içermesi ve doğadaki bolluğu nedeniyle en önemli demir cevheridir. Değişik biçimlerde bulunan hematit, buna göre değişik adlarla anılır.

Çelik grisi renkli kristalli ve kaba taneli türleri metal parlaklığındandır ve ışıltılı demir cevheri olarak bilinir. İnce pullu yapıda olanlarına mikalı hematit denir. Yumuşak, ince taneli, top raksı yapıda olanlarına mikalı hematit denir. Yumuşak, ince taneli, top raksı yapıda olan ve doğada en bol rastlanan hematit türü ise kırmızı aşı boyası olarak adlandırılır. Bu türlerin arasında, genllikle böbrek biçiminde (böbreksi cevher) yada lifli yapıda bulunan (kalemsi cevher) pekişik yapılı hematitler yer alır.

Kırmızı aşı boyası boya pigmenti olarak, bunun arıtılmış bir türü olan kızıl hematit ise düz camlarım perdahlanmasında kullanılır.

Kırmızı çizgi rengi ve sertliği, kristal şekli ayırıcı özellikleridir.

Yaygın olarak bulunan hematit, önemli bir demir mineralidir.

Hidrotermal damarlarda ve magmatik kayalarda aksesuar minerali olarak bulunabilir. Volkanik kayalarda, birçok metamorfik kayada, kontakt metamorfik yataklarda, birincil veya ikincil olarak sedimanter kayalarda yaygın olarak oluşabilir.

En önemli hematit çökelleri tortul kökenlidir. Dünyada üretilen hematitin büyük bölümü (yılda yaklaşık 75 milyon ton) Kuzey Amerika'da Superior Gölü yöresinde tortul yataktan sağlanır. Öteki önemli yataklar Brezilya'daki Minas Gerais (hematit burada başkalaşım geçirmiş tortullar halindedir.), Venezuela'daki Bolivar Dağı, Labrador ve Qebec'tir. Korkayaçların çoğunda eklenti mineral olarak bulunan hematit, genllikle siderit, magnetit ve öteki demir minerallerinin ufalanması sonucunda oluşur.

Hidrotermal damarlarda ve magmatik kayalarda aksesuar minerali olarak bulunabilir. Volkanik kayalarda, birçok metamorfik kayada, kontakt metamorfik yataklarda, birincil veya ikincil olarak sedimanter kayalarda yaygın olarak oluşabilir.

Kırmızı tebeşir işletimi, insanlığın ilk teşebbüs ettiği madencilik dallarından biriydi. Tarih öncesi çağlarda ilk kullanımı 164.000 yıl önce Pinnacle-Point adamı tarafından yapıldı. Toz şeklindeki mineral, Güney Afrika'da bulunan Pinnacle-Point mağarasında sosyal farklılaşma için kullanılmıştı. Hematit artıkları, takriben M.Ö. 80.000 yılına ait mezarlarda bulunmaktadır. Polonya'da bulunan Rydno ve Macaristan'daki Lavos yakınlarında paleolitik hematit çukurları bilinmektedir. (M.Ö. 60.000).

Avrupa'da bilinen en eski maden ocakları Taşoz adasındaki Tzines Vaftochili'dedirler (M.Ö. 20.000 ila M.Ö. 15.000). Almanya'da bunabenzer kapsamda tarih öncesi çağa ait madencilik izlerine Bad Sulzburg Münster vadisinde (kara Orman) rastlanır (M.Ö. 5.000'de orada bulunmuş Band seramik kültürü).

Bel soğukluğuna karşı etkilidir. Mafsal romatizmalarına karşı faydalıdır. İskeler sistemi hastalıkları için faydalıdır. Dalağın düzgün çalışmasını sağlar. Saçların daha gür çıkmasını sağlar. Stresi azaltır, enerji ve canlılık verir. Karar verme güçlüğü çeken kişilere iyi gelir. Hafızayı kuvvetlendirir.

Azim ve enerjiyi temsil eder. Barış ve refah taşıdır. Cesaret verir, kötülüklerden korur. Çalışma arzusu verir, ağırlığını koyma kapasitesini, sıkı pazarlık gücünü, girişim arzusunu ve karşı koyabilme gücünü artırır. Gizli enerjileri harekete geçirir. Evlerde ve işyerlerinde bulundurmak iyidir.

Kişinin sıkıntılarını sabırla atmasını sağlar. Hiç bitmeyeceği düşünülen sıkıntılı dönemlerde ve umutsuzluğa kapılınan anlada kişiye dayanma gücü verir. Mücadele fırsatlarının fark edilmesini sağlar. İnsani zayıflık ve cesaretsizlik duygularından kurtarır. Taşıyan kişinin kendisi ile ilgili duyduğu kuşkularını yoketmesine yardım eder. Engellenme duygusundan kurtarır. Anlayışı ve hafızayı kuvvetlendirir. Zihni karmaşık düşüncelerden temizler. Duygusal ve zihinsel engelleri ortadan kaldırır.

Koç, Balık ve Oğlak burçlarının taşıdır.


Jasper

Sarı, kırmızı, yeşil, beyazımsı, gri ve kahverengi renklerde olabilir.

Genelde volkanik kütleler içinde bulunur.

Güçlü ve tedavi edici özelliklere sahiptir. Sindirim sistemini ve safra kesesini güçlendirir. Endokrin sisteminde dengeyi sağlar. Kişinin kendisini sağlıklı ve güçlü hissetmesini sağlar ve fiziksel direncini artırır.

Karaciğer, dalak ve mesaneyi kuvvetlendirir ve çok kuvvetli bir tedavi edicidir. Toprak elementini temsil eder. Sevginin ve inanç sisteminin simgesi olarak bilinen bir taştır.

Bereket taşı diye de adlandırılır. Bedende dinçlik ve fiziksel direnci artırır. Bulaşıcı hastalıklardan koruduğuna inanılır.

Koç, Yengeç, terazi, yay, oğlak burçlarının taşı olarak bilinir.


Kalsedon

Kuvars mineralinin kriptokristalin çeşitlerinden çeşitlerinden biridir. Yağımsı bir parlaklığa sahiptir. Saf kalsedon çok ince tabakalar halinde dizilmiş çok ince kuvars liflerinden oluşur.

Saf kalsedonun rengi yarı şeffaf gri veya beyazdır. Grimsi mavi veya kahverengi gölgeli hatta siyahımsı olanları da vardır. Safsızlıklar sebebiyle şeritlerde farklı renk ve desenler olur. Bu renk ve desenlere göre ise kalsedonun farklı çeşitleri tanımlanır; akik (kornelian), oniks, jasper ve krizopras.

Hititlerden beri kalsedon taşı, Anadolu'daki yataklardan çıkartılıp kullanılmaktaydı.

Ramalılar döneminde taşın bugünkü İstanbul, Kadıköy'deki limandan ihracat için sevkiyatı yapılmaya başlandı. O dönemlerde Kadıköy küçük bir Antik Yunan kasabasıydı ve adı da Chalkedon idi. Kalsedon taşı adını bu küçük liman kasabasından almıştır.

Eski kültürlerde kalsedonun ruhu ve inancı olumlu şekilde etkilediğine, uyku sorunlarını tedavi ettiğine inanılırdı.

Bunun dışında her kalsedon çeşidine farklı bir tedavi edici güç ve önem atfedilmiştir.

Anadolu'daki, bugünkü Eskisehir bölgesindeki kalsedon yataklarından binlerce yıldır taş çıkarılmaktadır. Kalsedon Hitit ve Urartu dönemleri boyunce buradan çıkarılan kalsedonu ihraç etmiştir. Daha sonra Romalılar döneminde ise taşın ihracı çok yüksek seviyelere ulaşmıştır. Taş genelde mühür halkası, mücevher ve oymalarda kullanılırdı.

Göz ile ilgili problemlerde kullanılabilir. Duygusal dengeyi sağlar. Ruh ve beden arasındaki dengeyi sağlar. İletişim yeteneğini güçlendirir. Kişinin duygularını ifade edebilmesi için gerekli isteği ve cesareti sağlar. Koruyucu özellikleri dolayısıyla nazara karşı kullanılabilecek bir taştır.

Solunum yolları, soğuk algınlığı, ateşli enfeksiyonlar, anjin, boyun ağrısı, göğüs kanserine, iltihabına, kekemeliğe iyi gelir, sinir teskin edicidir. Sesin yumuşak ve berrak çıkmasına (cepte bile taşınsa) fayda eder. Hormonlar ve süt bezleri için yararlıdır. Düşünce ve konuşma yeteneğini kuvvetlendirir.

İnsanlar arasında kardeşliği teşvik eden bir taştır. İyimserlik ve iyi dilekleri sembolize eder. Düşmanlığı, huzursuzluğun ve melankoliyi yatıştırır. Cömertliği, hassaslığı, anlayışı arttırır; minerallerin etkili bir şekilde özümsenmesini sağlar. Zihin sağlamlığını arttırarak, bunamayı tedavi eder.

İkizler,Yay ve Yengeç burçlarının taşıdır.


Kaplangözü

Kaplangözü genelde kahverengi üzerine altın sarısı rengindedir. Ancak kızıl, krem, mavi ve siyah renklerde de bulunabilir. Güney Afrika, Avusturalya ve Türkiye'de bulunur. Bir kuvars cinsi olan Kaplan Gözü, "Bağımsızlık Taşı" diye de anılır. Buna sebep, taşın kendisini üzerinde bulunduran kişileri başka insanlara karşı daha az bağımlı yaptığına inanılmsaıdır. Bu özelliği ikili ilişkileri zedelediği gibi, iş hayatında da ortaklıkları sona erdirebilir. Bu sebepten çelişkili taş diye de adlandırılır.

Sindirim sistemi bozuklukları bu taş sayesinde giderilebilir. Dalak, pankreas ve kolon için faydalıdır. Maskülen enerji verdiği gibi, kişilerin olayları net algılamasında rol oynar. Kaplan gözünün bir özelliği de nazardan koruduğuna inanılmasıdır. Daha çok eski zamanlarda bu niyetle kullanılırdı.

Oğlak ve Yengeç burçlarının taşları olarak bilinir.

Kendisini taşıyan kişilerin diğerlerine karşı daha az bağımlı olmasını sağlar.

Duygusal bakımdan dengeleyicidir ve inatçılığı azaltır. Kişinin olayları daha net algılayabilmesini sağlar.

Kaplangözünün nazardan koruduğuna inalılır ve eskiden bu amaçla kullanılırdı. Cesareti arttırır ve hayatınızın bir amaçtan yoksun olduğunu ndüşündüğünüz anlarda size amacınızı hatırlatır. İnsanların iyi taraflarını görmenizi sağlayarak hayat yolunda mutlukukla ilerlemenizi sağlar.  Güç ve cesaret taşı olan kaplan gözü, dayanıklılığınızı artırır ve engellere rağmen ilerleme isteği verir. Pürüzsüz yüzeyini okşayarak dertlerinizi ve endişelerinizi hafifletebilirsiniz. Dugulara hitap eden bir taş olduğundan dolayı sevgililer arasında rağbet gören bir hediyedir. Eğer birisiyle ilişkiniz varsa kaplangözü, ilişkide bulunduğunuz insanla aranızda telepatik bir bağ kurmanızı sağlayabilir. Yaşamın zor anlarında Sizi güçlü kılar ve dengede tutar. Şüphe ve kuşku duymadan kolaylıkla karar verebilmeyi sağlar. Sıklıkla gerginlik, tedirginlik ve korkular yaşayanlar için kaplangözü oldukça etkili bir taştır. Kendini bitkin, tükenmiş hissedenler ile konsantrasyon sorunu yaşayanlar bu taşın enerjisinden yararlanabilirler. Karmaşayı düzene sokan, uyum getiren kaplan gözü aynı zamanda bolluğun ve bereketin taşıdır. Parayı çeker ve kalıcı olmasına etkisi vardır. Mide çakrası taşı olan kaplan gözü sindirim sistemi ve mideyi olumlu etkiler, ayrıca dalak ve pankreas için de faydalıdır. Astım hastalarının yanlarında bulundurmaları gereken bir taştır. Migren ve diğer baş ağrılarının ve bazı ruhsal hastalıkların tedavisinde olumlu etkisi vardır. Tüm bunların yanısıra kaplangözü kemiklerin, eklemlerin güçlenmesine ve açık yaraların iyileşmesine yardımcı olan bir taştır.

Oğlak ve Yengeç burçlarının taşı olarak bilinir.


Kehribar

Çamgiller (Pinaceae) familyasından, bir çam türü olan Pinus succinifera ağaçlarının fosilleşmiş reçinesidir. Baltık Denizi'nden çıkartılan kehribar, yüzyıllardan beri kadınların süs eşyalarından en gözde sayılan taşlardan biri olarak benimsenmiştir.

Avrupa'da kehribar yatakları en çok Ukrayna, Romanya, İsveç, İngiltere, Hollanda, Sicilya'da görülmektedir. Kehribar ortalama 25 ila 40 m arasında değişen bir derinlikte ve eski devirlerde meydana gelen denizaltı çökeltilerinin iki tabakası arasında damarlar şeklinde bulunmaktadır. Buna mavi roprak denilmektedir. Bu ülkeler kehribarın ikinci vatanıdır. Birinci vatanı ise bugünkü İskandinavya ve Baltık Denizi'nin büyük bir kısmını içine alan sahadır. Buralarda bir zamanlar büyük ormanların bulunduğu tahmin edilmektedir. Kıtalar arasındaki büyük değişikliklerin sonunda bu bölgeler sular altında kalmış ve uzun seneler sonunda toplanan çam sakızı kütleleri deniz suyuyla sürüklenip gitmişti. Bunların üzerine kum ve çakıl taşlarının toplanması ile mavi toprak olarak biline tabaka hasıl olmuştur. Bu bilgiler yapılan tetkikler sonucunda ilim adamlarının verdikleri kararlardır.

Amber veya Kehribar, ovma ve sürtme sonucu hafif cisimleri çekmek özelliğini kazanan hemen hemen şefaf, rengi açık sarıdan yakut kırmızısına kadar değişen kolay kırılabilir. Sıklıkla çeşitli küçük hayvanlar, örenğin böcekler, reçinenin içinde kalmış ve reçineyle birlikte fosilleşmiş olarak bulunur. Yarı fosilleşmiş reçine veya kısmi olarak fosilleşmiş ambere kopal denir. Kehribar çoğunlukla kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanısıra, tropik ağaçların reçinesinden de oluşabilir. Reçine, onu salgılayan ağaçla birlikte veya tek başına genellikle sellenme ile lagün, delta, veya deniz ortamına taşınır. Burada sediment (kırıntılı malzeme)lerle birlikte gömülür. Milyonlarca sene boyunca ortama taşına, bazen yüzlerce metre kalınlık oluşturan çökel malzeme altında kaln reçine, basınç ve sıcaklık koşulları altında sertleşerek kehribara dönüşür.

Elektron ve Elektrik kelimeleri kehribarın Latincesi olan electrum kelimesinden türemiştir.

Bilinen en eski kehribar 345 milyon yıl, Üst Karbonifer (Upper Carboniferous) yaşında olup, Northumberland-ABD'de bulunmuştur.

Eskiden tıpta şöhrete ve epeyce kullanım alanına sahip olan amber bugün bu amaçla kullanılmaz. Geçmişte saflaştırılmış amber yağı isteri ve boğmacada kullanılmıştır. Aynı zamanda ilkçağdan bu yana güzel koku imalatında da kullanılmıştır. Amber Anadolu'da da yaygın olarak kullanılmaktadır. Günümüzde amber güzel koku üretimi ve parfümeri gibi işlerde kullanılmaktadır. Amber mürekkep imalatında da kullanılmaktadır. Takı yapımında da sıklıkla kullanılmaktadır.

Orta Çağ'da kötü ruhları kovmak için, kehribarı öğüterek toz haline getirip, ateşin üzerine serperlerdi. Araplar aynı amaç için taşı muska olarak boyunlarında taşırlardı.

Yunanlılar taşın elektrostatik olarak yüklenebildiğini keşfetmiş ve taşa "elektron" adını vermişlerdir. Roma döneminde kehribar tiroit tedavisinde kullanıldığı gibi günümüzde de bu yöntem çok yaygındır.

Soğuk algınlığı, astım, guatr, bronşit ve alerji tedavisi için boyun bölgesinde kullanılır. Boğaz ve tiroit enfeksiyonlarını tedavide diğer taşlardan üstündür. sol elde tutulduğunda bedenin elektriğini toplar.

Elektrik yükünü azalttığı için depresyona karşı da faydalıdır. Ağrıyan yerlere koyulduğunda ağrıları haifletir. Kullanılan kehribarın, ağrıyan yerin büyüklüğü kadar olması etkisini güçlendirir. Özellikle ısıtıldığı zaman elektriksel ve manyetik özellikleri açığa çıkar. Yaydığı sıcaklık enfeksiyonun yayılmasını önlediği ve soğuk algınlığını giderdiği için, genelde boynun çevresine takılır.

Yaşamın bir yük olduğunu düşündüğünüz ve sorumluluklar altında ezildiğinizi hissettiğiniz anlarda, şifa yüklü enerjisiyle sizi canlandırır. Yaşamın güzel yanlarını fark etmenizi ve böylece içinizin neşeyle dolmasını sağlar. Günlük olağan yaşantınızla, zihinsel ve ruhsal gelişiminiz arasındaki dengenin kurulmasını sağlar.

Para getiren bir taş olduğu düşünülür ve bu amaçla kasalara koyulur.

Takıntılara karşı iyi gelir.

İkizler burcuna rahatlama verir, Aslan burcuna planlarını geliştirmede yardımcı olur.


Krizopraz

Kriptokristalin kuvarstır. Genellikle konveksiyon ve bantlı yapı gösterir. Beyazdan maviye kadar hemen hemen bütün renklerde bulunabilir.

Şerit yapılı çeşidine akik adı verilir. Muhtelif renkli tabakalardan oluşan cinsine oniks adı verilir. Elma yeşili renkli olan ve serpantinlerle beraber bulunan kalsedon çeşidine krizopraz adı verilmektedir.

Çıkarıldığı başlıca bölgeler Güney Amerika, Avusturalya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Rusya, ABD'dir. Nörotik durumlarda dengeleyici ve iyileştirici özelliklere sahiptir. Depresif durumlarda ise rahatlatıcı özellikleri vardır.

Kişinin problemlerini görmesine yardımcı olarak, kendini tanımasını sağlar ve iç huzuru verir.

Seks konusunda kaygıları olanlar yada seksüel bozukluk taşıyan kişiler bu taşı kullandıkları takdirde birçok cinsel problemi de halletmiş olurlar. Bu taş aynı zamanda kişisel yeteneklerin ortaya çıkmasında da büyük rol oynar.

Dikkat, kararlılık, konsantrasyon sağlar.

Problemlerimizi görmemize ve kendimizi, özellikle de doğal/ kişisel yeteneklerimizi tanımamıza yardımcı olur.

Sinirsel gerilimleri ortadan kaldırır, aşırı heyecanları dengeler ve sakinlik verir. Ruhsal gelişim taşlarındandır. Depresyonu engeller. Aksi davranışlardan uzak tutar. Evlilikte aşkı yeniden yaşamayı sağlar. Yaşamda yeni atılan adımlarda başarı sağlar. Uzun vadeli düşünüp karar vermeyi etkinleştirir.

Boğa, İkizler ve Yengeç burçlarının taşı olarak bilinir.


Kuvars

Kuvars oldukça saf silisyum dioksit kristallerine verlen addır. Özgül ağırlığı 2,65 g/cm küp, sertliği 7 olan kuvarsa doğada çok rastlanır. Heksagonal sistemde kristalleşen kuvars, doğada kristal yada amorf (biçimsiz) halde bulunabilir. İçindeki yabancı maddelerin cins ve miktarına göre, saydam, renkli ya da yarı saydam durumdadır.

Kuvarsın rengi beyaz (süt kuvars), mor (amotist), pembe kuvars, duman renkli füme gibi çeşitli renklerde bulunabilir.

Kumlarda bolca bulunan kuvarsın saf olmayanları içinde demir vardır. Beyaz kum olarak bilnen oldukça saf kuvarslar camcılıkta kullanılır. Kuvars kristali mor-ötesi ve kızılaltı ışınımları saydamdır; bu bakımdan morötesi lambaların ve p. Curie tarafından ortaya kondu. Bu özelliğinden dolayı elektronik sanayide osilatör olarak kullanılır. Ergitilen kuvarstan, ısınınca genleşme oranı çok düşük olan bir cam elde edilir. Ani sıcaklık değişikliklerinden etkilenmesi istenmeyen malzemelerin yapımında kuvarstan yararlanılır.

Kuvars piezoelektrik bir taştır. Üzerine uygulanan belli bir mekanik basınç kristal yüzeyleri arasında bir elektriksel gerilim üretir. Bu özelliği sayesinde aynı zamanda quartz saatlerde de kullanılır. Bilindiği gibi kati maddeler yüklü parçacıklardan oluşur ve bir kati madde içinde negatif ve pozitif yüklü parçacıklar dengededir. (yani katı madde elektriksel olarak yüksüzdür). Ancak mekanik bir yolla malzeme üzerine bir kuvvet uygulamak, yüzey yüklerinin oluşmasına neden olur.

Elektriksel olarak yüksüz ve yapısal simetri merkezi bulunmayan bir kristale uygulanan basınç, artı yüklerin merkezi ile eksi yüklerin merkezinin birbirlerinden hafifçe ayrılmasına ve kristalin karşılıklı yüzeylerinde zıt yüklerin ortaya çıkmasına neden olur. Yüklerin bu şekilde ayrılması bir elektrik alanı yaratır ve kristalin karşılıklı yüzeyleri arasında ölçülebilir bir potansiyel farkı oluşur. Piezoelektrik etkiyi ifade eden bu sürecin tersi de geçerlidir. Ters piezoelektrik etkide de karşılıklı yüzeyleri arasına bir elektrik gerilimi uygulanan bir kristalde boyutsal bir şekil değişimi oluşmaktadır.

Piezoelektrik malzemeler, başlıca iki malzeme grubundan oluşur.; kuvars ve turmalin gibi doğal olarak piezoelektrik etki gösteren kristaller iki kutuplanma sonrasında piezzoelektrik etki gösreten ferroelektrik malzemeler.

Cep telefonu, telsiz ve bilgisayarlardan yayılan radyasyonu toplar. Zihinsel konsantrasyonu kuvvetlendirir.

Tedavi edici nitelikleri en uygun taşlardan olan kuvarslar; beyin fonksiyonlarını uyarır. Kişinin çevresinde oluşan negetif enerjiyi yok eder ve pozitif enerjiyi topalr. Tene temas ettirilerek kıyafet altında taşındığı takdirde, kişiyi diğer insanların negatif enerjilerinden korur.

Erkek kuvars kristal, berrak oluşu nedeniyle, zihinsel karışıklık ve karamsarlık yaşayan kişiler üzerinde, olumlu bir etki yapar. onun için butür pozitif yada erkek kristaller, dürtü yada eylemin gerekli olduğu, özellikle fiziksel yorgunluğun ve zihinsel karışıklığın sorun olduğu durumlarda yararlıdır.

Bu cins kristaller en yoğun enerjiyi yayarlar, bu da onları doğal şifa alanında etkili kılar. Bu pozitif gücün insanın elektro manyetik alanına girişi, düşük enerji düzeylerinin hızla yükselmesine yol açar, zihinleri karışmış, duyguları olumsuz olan kişilerin, berrak bir görüş kazanmalarını sağlar, meditative uygulamalarda zihnin ötesine geçmeyi arzu edenler için, çakra sistemine etki ederek, kişinin hedefine erişmesine yardımcı olur.

Dişi kuvars kristaller ise, bulutlu ve donuk (saydam olmayan)  bir yapıya sahiptir. Güzel bir görünüme sahip olmamasına rağmen benzersiz özelliklere sahiptir. Herhangi bir kişi, aşırı zihinsel, duygusal yada fiziksel faaliyetin sonucu (örnek: migren gibi aşırı bir baş ağrısı çekiyorsa), bir dişi negetif kristal, böyle bir gerilimi ve acıları azaltmaya yardımcı olur. Bunu kristali sağ elinizde tutup, sivri ucu gerilim bölgesine yönelterek başarabilirsiniz.

Bir de salkım şeklinde kaya kuvars kristalleri vardır. Bunların çoğu, erkek ve dişi kristallerin bir karışımıdır. Tamamen erkek enerjisine sahip salkımlar ise çok etkili güç alanlarına sahiptirler. Şifacılar için güçlü destekleyici enerji yayarlar. Öte yandan, tamamen dişi enerjiye sahip salkımlar ise, vizyon görme ve sezgi yeteneklerini geliştirmek için kullanılabilir. Bu tür salkım oluşumlar çok güçlü elektromanyetik enerji üretecleridir. Çevrelerinde bulunan herhengi bir kişinin enerji alanını güçlendirirler.

Salkım ne kadar büyük olursa, güç alanları da o kadar büyük olur ve bu alan, çevredeki kişiler için son derece koruyucu bir özellik taşır.

Çok büyük kristalleri yatak odalarında tutmamak lazımdır. Çünkü bu kristaller gece ayın uyarıcı enerjileri tarafından uyarılır, yeniden doldurulmuş gücünü daha yüksek biliç düzeylerinde kullanılması için etere salıverir, o yüzden raharsız edici olabilir.

Hemen hemen tüm burçların taşıdır.


Lal

Parlak kırmızı renkte, billurlaşmış, saydam bir alüminyum oksidi olan değerli bir taştır. Kırmızı mavi mor ve kahverengi renkleri olmasına rağmen genelde kırmızısı bilinen sekiz yüzlü bir kristaldir. Dairesel veya oval biçimli bir taştır. Lal'in erkek türü koyu kırmızı, dişi türü ise açık kırmızıdır. Üzerinde taşıyanı, bedensel zayıflığa ve acımasızlığa karşı koruduğu bilinir.

"Hayal Kuran" ve "Merhamet Taşı" olarak da bilinir. Cinsel enerjiyi ve duyarlılığı artırdığı, cinsel dengesizliğe karşı koruma taşı olarak bilindiğinden bazı yerlerde "Tutkuların Taşı" olarak da bilinir.

Latince adı Garanatum'dan gelen Lal taşı, Garnet olarak da adlandırılır.

Latince adı Garanatum'dan gelen Lal taşı, Garnet olarak da adlandırılır.

Rahmin üzerine koyularak, üreme gücünü artırma amacıyla kullanılır. Ayrıca adet sancıları, düzensiz kanamalar ve menepoz için de faydalıdır. Erkelerde lal taşını kasıklarının üzerine koyarak üreme güçlerini artırabilirler. Üremeyi artırma amacıyla kullanımda bir-iki hafta boyunca günde en az on dakika süreyle bu uygulama tekrar edilir. bel ağrılarını geçirmede etkilidir. Hassas kişilerin lal taşını bel altında kullanması daha doğrudur. Çünkü bu tür kişilerde sinirliliğe, baş ağrılarına yada baş dönmesine sebep olabilir.

Cinsel enerjiyi ve duyarlılığı artırır. Cinsel dengesizliğe karşı da faydalıdır.

Bedeni kuvvetlendirir, temizler ve canlandırır. Enerjisi damarlar için faydalıdır.

Heyecan ve boşluk duygularına kapıldığınızda, dengenizi korumanıza yardımcı olur. Dinginlik hissi verir. Böylece yapmanız gereken işlerin  üzerine sırayla sırayla ve yavaşça gitmenizi sağlar ve kapasitenizin arttığını hissettirir.

Kendinizi kabullenmenizi sağlayarak sizi korur. işlerinizi tamamlamanız için gereken canlılığı ve zindeliği sağlar. Geçmişi hatırlamaya yardımcı olur.

Yatak veya yastık altına konulduğunda karabasanlardan korunmayı sağlar. Hayal gücünü kuvvetlendirir. sevgi ve şefkat duygularını artırır. Hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın, Kristal kuvars ile birlikte kullanımı etkisini artırır.

Karabasanlardan korunmayı sağlar. Geçmişi hatırlamaya yardımcı olur.

Koç, Akrep, Yay, Oğlak ve Kova burçlarının taşıdır.


Lapis Lazuli


Lapis Lazuli veya laciverttaşı, çok eski çağlardan beri mücevher olarak kullanılan bir taş türü. Koyu mavi renkte, yarı şeffaf-opak niteliğinde, özellikle Antik Mısır'da Firavunlar tarafından çok önem verilmiş kıymetli bir taştır.

Lapis lazuli bir mineral değil, kayadır. Çünkü birkaç mineralden oluşmuştur. Gerçek bir mineral olabilmesi için sadece bir mineral türünü içermesi gerekirdi. Lapis lazulinin ana bileşeni lazurittir(yaklaşık %25-40). Lapis ayrıca kalsit ( beyaz )  ve pirit (sarı) de içerir. Ayrıca augit, diopsit, enstatit, mika, hauynit, hornblend ve nosean da içerebilir. Sertliği yaklaşık 5.0-5.5 arasındadır.

Lapis lazuli genelde kireçtaşlarının kontakt metamorfizmasıyla oluşur.

En güzel rengi, pirinç sarısı renginde pirit zerrecikleriyle hafifçe kaplanmış koyu bir mavidir. Beyaz kalsit damarlarının olmaması ve pirit ihtiva eden eden taşlar diğerlerine oranla pek değerli değildir.

Genellikle rengi sayesinde tanınan lapis lazuli, HCI (hidroklorik asit) ile karşılaştığında H2S gazı verir. Bu gazın kokusu çürümüş yumurtaya benzer. Taştaki pirit varlığı çoğu zaman doğal lapis lazuliyi birçok lapis imitasyonundan ayırmak için önemlidir.

Antik Mısır'da lapis lazuli bokböceği şeklindeki süs eşyaları, nazarlıklar ve venzeri takı eşyalarının vazgeçilmez malzemelerinden birisi olmuştur.Asur ve Babiller tarafından mühür olarak kullanılan Lapis Lazuli, Mısır'da yapılan arkeolojik kazılar esnasında MÖ 3300-3100 zamanında bir yerleşim birimi olan Nakada bölgesinde kraliyet dönemi öncesinden kalma lapis mücevherler bulunmuştur. Aynı zamanda toz haline getirilmiş lapisin Antik Mısırlı kadınlar tarafından göz farı olarak da kullanıldığı bilinmektedir.

Mısır'ın  Ölüler Kitabı'nın 140. bölümünde yazdığı üzere, göz şeklinde altından bir muhafaza içerisine yerleştirilmiş lapis lazuli güçlü bir tılsım olarak kabul ediliyordu. Her ayın son gününde bu sembolik göze sunulan adak sonrasında, kullanıcının kötülüklerden korunacağına inanılırdı.

Fırat nehrinin yakınında bulunan Ur'un Antik Sümer kraliyet mezarlarında lapis lazuliden yapılmış sayıları 6000'den fazla kuş, geyik, kemirgen heykelciklerinin yanısıra çok sayıda boncuk, tabak ve silindir mühür bulunmuştur. Bu eşyaların çoğunda kullanılan lapis lazuli Afganistan, Bedahşan'daki madenlerden çıkarılmıştı. Pek çok Sümer ve Akad yazısında lapis lazuli, krallara layık zenginlik ve ihtişamda bir taş olarak belirtilmiştir.

Romalılar ise lapisin güçlü bir afrodizyak olduğuna inanmıştır. Orta Çağ'da ise lapisin sağlığa faydalı bir etkisinin olduğu, ruhu günah, kıskançlık ve korkudan arındırdığına inanılırdı.

Lapisin aynı zamanda tıbbi faydaları olduğuna da inanılırdı. Öğütülerek toz haline getirilen lapis, süt ile karıştırılıp deri apselerine pansuman ve ülsere karşı tedavi amaçlı kullanılırdı.

Kova ve Yay burçlarının taşı olarak bilinir.


Magnezit

Magnezit, magnezyumun başlıca filizlerinden biridir. Magnezitin sertliği Mohs derecesine göre 3,5 ila 4,5 arasındadır. Yoğunluğu 3,0-3,1 gr/cm3tür. Beyaz, gri, kahverengi ve sarı renklerde olabilir.

Magnezit tabiatta yalnız başına bulunduğu gibi diolomit, nekshonit, landsfordit halinde de bulunur.

Magnezit teknikte, deniz suyundan ve dolomitten elde edilir. Magnezit, refrakter malzemesi yapımında, izolasyon maddesi olarak, matbaa mürekkebi yapımında, tıpta antiasit ve tablet yapımında kullanılır.

Analiz etmek, kendini tanımak ve araştırıcılık ruhunu geliştirmeye yardımcı olan bir taş olduğu gibi, kişileri motive etmesi ve farkındalığı arttırma özellikleri de bulunur.

Hayal gücünü ve yaratıcılığı arttırdığı ve meditasyonlarda iç huzuru sağladığı da bilinir.

Koç burcunun taşı olarak bilinir.


Malahit

Herzaman bakır sülfürleriyle, özellikle kalkopiritle birlikte ve bunların yataklarının üst kısımlarında oksitlenme sonunda bulunur. Bu oksitlenme, özellikle kalsiyum karbonatın bulunduğu yerlerde su, hava ve karbondioksidin bakır sülfiti etkilenmesiyle meydana gelir.

Malahit, bakır yataklarının oksidasyon sonunda oluşan ikincil kökenli ntitpik bir mineraldir. Azurit, kuprit ve bakır ile birlikte bulunur. Topluluk oluşturduğu diğer mineraller kalsit, krizokol, ve limonittir. Kaliteli olanları genelde mücevher olarak kullanılır. Malahit fazla sert olmadığı için, tıraşlanıp parlatılarak mücevhercilik ve sedefçilikte kullanılır.

Sibirya, Macaristan, Cornwall, Almanya, Kuzey ve Güney Amerika, Güney Avusturalya, Güney Batı Afrika ve Anadolu'da çeşitli yerlerde bulunur.

Kristalleri monoklinal sistemdedir. Ancak kristalleri az bulunur. İgne ve kıl gibi kristaller, bir arada, demete benzer şekildedir. Çoğunlukla üst yüzeyi yumrulu, yuvarlak, salkımımsı agregat (amorf) olarak bulunur. Kristalleri, siyahımsı yeşil ve çam pırıltılıdır; agregatları ise zümrüt yeşili renginde ve ipek parıltılı veya donuk olur. Çizgisi açık yeşildir.

Malahit, iki ayrı tondaki yeşil rengi ile yeryüzünün titreşimlerini tutar. Siz toprağın gücünden etkilenirken, toprak da size sevgi ve huzur sunar. Bu, kendinizi yeterince güçlü hissetmenizi sağlar, böylece eski aclardan da kurtulursunuz. Malahit, Aynı zamanda pankreas ve dalak fonksiyonlarını da artırdığı gibi, kaygı ve tansiyonu da dengeleyip, Hücreleri yenileme özelliği de sergiler. Bu taşı aşırı duygusal olduğunuz günlerde fazla kullanmamalısınız.

Ağrıları gidermek amacıyla, ağrıyan bölgenin üzerine koyularak kullanılır. Ancak, taşın büyüklüğü kadar olmalıdır. Mide bulantısı, araba yada deniz tutması gibi durumlarda iyi gelir. Karın ağrısı, adale kasılmaları ve romatizmaya karşı faydalıdır.

Sakinleştirici özelliği dolayısıyla, uyumaya yardım eder. Kalbi kuvvetlendirir.

Kişiyi korku, suçluluk, kendini kabullenmeme gibi olumsuz duyguların getirdiği sınırlamalardan kurtarır. Korku ve heyecanı gidererek, cesaret ve istekliliği artırır.

İçe gömülen acıları ortaya çıkarır ve onların çözümlenmesine yardım eder. Böylece kişi, taşıdığı keder ağırlığını üzerinden atarak eski neşesine kavuşur. Duyguları belirginleştirdiğinden dolayı, aşırı duygusal kişilerin hassas oldukları dönemlerde bu taşı kullanmaması tavsiye edilir.

Terazi, Yay Oğlak burçlerının taşıdır.


Mercan

Mercanlar koloni halinde yaşayan, kendini bir yere tespit ederek yaşayan organizmalardır.

Yaşayan tek bir mercan bireyine polip adı verilir. Ağız, mide ve dokunaçlardan oluşan polipler kolonileşerek büyük mercan topluluklarını oluştururlar. Genellikle dallanmış bir yapı gösteren bu koloninin uç kısımlarına doğru daha fazla gözlenebilen polipler zaman içinde öldüklerinde vücutlarında bulunan kalsiyum karbonat ve silisten yapılı iskelet parçaları üst üste yığılark koloniyi oluşturur. Çok uzun yıllar içinde mikroskobik boyuttaki milyarlarca parçacığın yığılması sonucu oluşan bu yapı bir kaza sonucu kırılana kadar büyür.

Kırmızı mercan takı yapmak için kullanılan, özellikle Akdeniz'de bulunan özel kırmızı renkte bir mercan, yani Coralliidae (Corallium rubrum Linnaeus, 1758) türüdür. Kırmızı mercan deniz altında küçük yapraksız kırmızı renkte bir metre yükseklikte küçük dalları olan bir çalıya benzer.

Rengi çok sıcak kırmızımsı pembe ile çok koyu bir kırmızı arasında değişebilir. Bu koyu kırmızı bazen "mercan rengi" adıyla anılır.

Kırmızı mercanın relatif özkütlesi 3,86 olup Mohs sertlik skalasına göre sertliği 3,5'dir. Kırmızı mercanın yaşayan satıh tarafı normal olarak kırmızıdır ve nadiren beyaz olur ve bu yaşayan satıh bir koyu kırmızı renkli kireç taşından oluşmuş bir dallı budaklı şekilli nüve üstündedir ve bu yaşamayan nüve takı, boncuk veya heykelcik yapmak için kullanılır. Parlaklığı ve çok koyu ve değişmez rengi dolayısıyla kırmızı mercan takı yapmak için ta antik çağlardan beri kullanılmıştır. halen de takı olarak tercih edilir bir madde olarak kullanılmaktadır.

Mercan takılar eski Mısır ve diğer tarih öncesi mezarlarda bulunmuştur. Klasik edebiyatta geçer; Romalı şair Ovid kırmızı mercanı Perseus'un başını kesmiş olduğu Gorgon'dan akan kanların o Medusa'nın bakışları ile taşlaşmasından oluştuğunu tanımlar. Pliny M.Ö. 1. YY da Akdeniz'den Hindistan'a mercan ihraç edildiğini yazmaktadır.

Romalılar mercanın çocukları ken gözden koruduğuna inanırlar ve mercandan çocuk boncukları ve takıları kullanırlardı. Ayrıca mercanın sağlıklı etkileri olduğuna inanırlar; öğütülmüş mercanı yılan ve akrep sokmasına karşı ilaç olarak kullanırlar ve bazı hastalıkların mercanın renk değiştirmesi suretiyle teşhis edilebileceğini sanırlardı.

Hindistan'da ise antik Vedik astrolojiye göre kırmızı mercan Merih gezegeni ile bağlantılıydı.

Kırmızı mercan Akdeniz'de 10 ila 300 Metre derinlikte ve karanlıkta deniz mağaralarında veya üzerine sarkan kayalar bulunan alanlarda düz olan denizaltı sathında yaşar. Yüzyıllardır takı ve heykelcik yapma için kullanıldığı için artık sığlarda çok az bulunmakta ve 1 metreden uzun ve 30 kg'den büyük kırmızı mercanlar bulunmaktadır.

Son iki yüzyılda özellikle Korsika, Sardinya, Tunus ve az olarak Hırvatistan açıklarında dalgıçlar tarafından bulunup su yüzüne çıkarılmaktadır.

Akdeniz kırmızı mercanı, sıcak okyanuslarda bulunan sert mercanlara nazaran, kesmek ve kazmak için daha uygun yumuşaklıktadır ve içinde çatlak ve delikçikler bulunmadığı için küçük bibloların, takıların ve boncukların yapılmasına çok elverişlidir. Geleneksel olarak Avrupa'da tanınmış olarak mercandan takı ve heykelciklerin yapılma merkezi İtalya'da Napoli yakınlarında bulunan Torre de Greco şehridir.

Başta sedef hastalığı olmak üzere, pek çok cilt hastalığının tedavi amacıyla kullanılır. Mercan taşının solunum açıcı özelliği vardır. Kalbi ve dalağı kuvvetlendirir. Kişinin ruhsal anlayışını güçlendirir. Saflığı ve dengenin korunmasını sağlar.

Aile içinde ve arkadaşlar arasında saygınlığın güçlendirirlmesine yardımcı olur. Atılacak adımlarda bilinçli ve karalı olmayı, Olumsuz yargılamalara karşı güçlü olmayı sağlar.

Onaylanmama korkusu ile girişilemeyen başlangıçlar için kişiyi yüreklendirir. Eleştiri ve zıtlaşmalar ile karşılaşıldığı durumlarda kararlılığın sürmesini sağlar. Nazara karşı kullanılır.

Boğa, Akrep, Oğlak ve Balık burçlarının taşı olarak bilinir.


Obsidyen

Doğal yollarla oluşan volkanik kökenli bir cam türüdür. Lavın hızlıca soğuması ve kristalleşmeye yetecek kadar zaman geçmeden donmasıyla oluşur. Genellikle felsik lav akıntılarının, soğumanın hızlı olduğu kenar bölümlerinde bulunur.

Kristal yapıda olmadığından, keskin kıyıları moleküler inceliğe ulaşabilir. Bu özelleiğinden ötürü eski çağlarda ok ucu olarak kullanılmış, günümüzde ise cerrahların kullandığı neşterlerin kesici kısımlarında kullanılmaktadır. Hali hazırda obsidyenin cam haline gelmesi için 2 etken vardır: 1) soğuma hızı, 2) Bileşimindeki SiO2 miktarıdır.

Obsidyenler özellikle siyah olmakla beraber, Yeşil Obsidyen (Nemrut Dağı-Tatvan), Kırmızı Obsidyen (İkizdere-Rize) gibi de

  • Haberler
     
  • Alışveriş Sepeti

    Alışveriş sepetinizde
    ürün bulunmamaktadır.

  • Kullanıcı Menusu
    Email :  
    Şifre :  
       Beni Hatırla  
         
    [ Yeni Üyelik ] - [ Şifremi Unuttum ]
     
  • Hızlı Arama
    Hızlı Ürün Arama
    Detaylı Arama
  • Döviz Kurları
    EURO :2,35 TL
    POUND :2,85 TL
    USD :1,80 TL
    Son Güncelleme
    05/04/2012 15:58:55
  • Haber Listesi
    Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.
    Adınız :  
    Emailiniz :  
         
  • Son Ziyaret Edilenler
     

Bu site, IdeaSoft® Akıllı E-ticaret Sistemi ile hazırlanmıştır.